Çin’in Shandong eyaletinde bulunan Qingdao Limanı’nda dev bir gemi, otomatik sistem aracılığıyla rıhtıma yanaşarak bağlama işlemini gerçekleştirdi. Liman, 2026 yılının ilk gününden itibaren ülkenin ilk vakumlu otomatik bağlama sistemini devreye aldı. Bu sayede, tek bir geminin bağlanma süresi yaklaşık 30 dakikadan 30 saniyeye düşürüldü.
Bunun gibi yeni nitelikli üretim güçlerini yansıtan örneklere her yerde rastlamak mümkün. Bu örnekler, aynı zamanda Çin dış ticaretinin dayanıklılığına ve canlılığına tanıklık ediyor. Çin Gümrükler Genel İdaresi’nin dün açıkladığı veriler, 2025 yılında Çin’in dış ticaretinin yüzde 3,8 artarak 45,47 trilyon yuana ulaştığını ortaya koydu. Bu dönemde ihracat hacmi yüzde 6,1 artışla 26,99 trilyon yuana, ithalat hacmi ise yüzde 0,5 artışla 18,48 trilyon yuana yükseldi. Böylece Çin, küresel mal ticaretindeki lider konumunu korumaya devam ediyor.
Küresel ekonomik büyümenin yavaşladığı, tek taraflılık ve korumacılığın arttığı bir ortamda Çin dış ticaretinin bu başarıyı yakalaması hiç de sıradan değildir ve kolay elde edilmemiştir. Verilere göre bu tablo, Çin’in ithalat ve ihracatının üst üste 9 yıldır büyüme kaydettiğini göstermektedir. Bu 9 yıllık süreç, aynı zamanda Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne katılmasından bu yana geçen en uzun kesintisiz büyüme dönemi olmuştur.
Peki, bu etkileyici başarı nasıl elde edildi? Uluslararası Ekonomi ve Ticaret Üniversitesi’ne bağlı Uluslararası Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Sang Baichuan, dünya ekonomisindeki yavaşlamaya rağmen Çin dış ticaretinin büyümesini; temel olarak Çin’in dış ticareti istikrarlı bir şekilde korumayı amaçlayan güçlü politikalarına, ultra büyük ölçekli pazarına ve eksiksiz endüstri sisteminin sağladığı derin desteğe bağladı. Sang, Çin dış ticaretinin bu değerli yıllık raporunun, bu yıl başlayan “15. Beş Yıllık Plan” dönemi için sağlam bir temel oluşturduğuna ve aynı zamanda küresel ticaret ile ekonomik toparlanmaya duyulan güveni artırdığına dikkat çekti.
Çin’in 2025 dış ticaret “karne”sine yakından bakıldığında; daha büyük kapasite, daha yüksek kalite ve ortak kazancın daha belirgin hale geldiği özellikler görülmektedir.
2025 yılında Çin, 240’tan fazla ülke ve bölge ile ticari ilişkileri sürdürürken, 190’dan fazla ülke ve bölge ile ithalat ve ihracatında artış sağladı. Çin ticaretinin büyümesi, yalnızca dünyanın farklı ülkelerinin kalkınmasını teşvik etmekle kalmadı, aynı zamanda bu ülkelerin ekonomik “pastayı” birlikte büyütmelerini de destekledi.
Miktardaki bu makul büyüme, kalitenin yükselmesinden kaynaklanıyor. 2025 yılında Çin’in yüksek teknolojili ürünlerinin ithalat ve ihracatındaki yıllık büyüme hızı yüzde 11,4’e yükseldi ve bu oran genel dış ticaret büyümesine yaklaşık yüzde 60 katkı sağladı. Elektrikli araç, lityum batarya ve güneş panelinden oluşan “yeni üç ürün” ile rüzgar türbini gibi yeşil ürünlerin ihracatı sırasıyla yüzde 27,1 ve yüzde 48,7 oranında arttı. Yapay zekâ teknolojisinin hızla gelişmesiyle lidar ithalatı yüzde 20’den fazla, bilgisayar parçalarının ithalatı ise yüzde 20 artış gösterdi. Çin’de üretilen taşıma ve kaynak robotları ise yurtdışındaki büyük inşaat projelerinde yeteneklerini sergiledi. Tüm bunlar, Çin dış ticaret yapısının sürekli optimize edildiğini, hem kendisine hem de dünya kalkınmasına yeni bir ivme kazandırdığını göstermektedir.
Daha da önemlisi, Çin dış ticaretinin “kazan-kazan” özelliği giderek güçleniyor. 2025 yılında Çin’in ilk 10 ticaret ortağı, ülkenin toplam dış ticaret değerinin yüzde 47,7’sini oluşturdu; bu oran 2024’e göre iki puan azaldı. Bu durum, ülke dış ticaretinin daha dengeli bir hale geldiği anlamına gelmektedir.
İhracat açısından bakıldığında, piyasa güçlerinin etkisiyle Çin dünyaya yüksek kaliteli, uygun fiyatlı, istikrarlı ve güvenilir ürünler sağlamaya devam ediyor. Bu ürünler, sadece dünyanın farklı bölgelerindeki yaşam standartlarını yükseltmekle ve enflasyon baskısını hafifletmekle kalmadı, aynı zamanda küresel üretim ve tedarik zincirlerinin istikrarını korumada da kilit bir rol oynadı.
Uluslararası piyasa fiyatlarının düştüğü bir dönemde Çin’in ithalatta büyüme kaydetmesi gerçekten kolay bir iş değil. “Çin’e İhracat” etkinliklerinin aktif olarak yürütülmesinden, Çin Uluslararası İthalat Fuarı gibi platformların yabancı sermayenin Çin ekonomisine giriş “kapısı” haline gelmesine kadar birçok faktörle Çin, art arda 17 yıldır dünyanın ikinci büyük ithalat pazarı konumunu sürdürüyor. En son verilere göre, geçen yılın ilk üç çeyreğinde Çin, dünyadaki 79 ülke ve bölgenin ana ihracat hedefi oldu.
Yeni yıla gelindiğinde hâlâ birçok belirsizlik faktörüyle karşılaşıldı. DTÖ, yakın zamanda 2026 için küresel mal ticareti büyüme beklentisini yüzde 0,5’e kadar indirdi. Zorluklar ne kadar büyükse, ilerleme iradesi de o kadar güçlü olmalıdır. Güçlü ekonomik temellere dayanan Çin, baskılara rağmen dış ticaretin ilerleme ve yenilik yönündeki gelişimine tam bir güvenle bakıyor. Özellikle Çin Komünist Partisi 20. Merkez Komitesi 4. Genel Kurul Toplantısı ve Merkezi Ekonomik Çalışma Toplantısı’nda ticaretin gelişimi için önemli düzenlemeler yapıldı. Toplantılarda mal ticaretini optimize etme, ithalat-ihracatın dengeli gelişimini teşvik etme, daha fazla bölgesel ve ikili ticaret ve yatırım anlaşması imzalama gibi önlemler ortaya konuldu. Bunların hepsi, dış ticaretin sürekli iyileşmesi için istikrarlı beklentiler sağlarken, küresel ekonomik ve ticari gelişime de daha fazla öngörülebilirlik getirecektir.
