Çin ile Moğolistan’dan oluşan ortak bir arkeoloji ekibi, Moğolistan’ın Bayanhongor vilayetinde yürüttüğü saha araştırmaları sırasında yeni bir Göktürk runik yazıtı keşfetti. Yaklaşık 1.300 yıl öncesine tarihlenen yazıt, sınırlı sayıdaki Eski Türk yazıtları koleksiyonuna önemli bir katkı sunarken, Antik İpek Yolu araştırmalarına da yeni veriler sağlaması bekleniyor.
Yazıt, dağ yamacındaki doğal bir kaya yüzeyinde tespit edildi. Birkaç satırdan oluşan runik karakterlerin büyük bölümünün net şekilde korunduğu, oyma izlerinin belirginliğini muhafaza ettiği ve okunabilir durumda olduğu belirtildi. Bu durumun, gelecekte yapılacak dilbilimsel ve tarihsel araştırmalar açısından önemli bir kaynak oluşturacağı ifade edildi.
İç Moğolistan Üniversitesi ile Moğolistan Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü tarafından oluşturulan ortak ekip, yazıtın yüksek çözünürlüklü fotoğraf çekimlerini gerçekleştirdi, haritalama ve ayrıntılı kayıt çalışmalarını tamamladı. Ayrıca çevrede sistematik arkeolojik yüzey araştırması yapıldı.
Eski Türk ya da Göktürk runik alfabesi olarak bilinen yazı sistemi, 7. ile 10. yüzyıllar arasında Göktürk Kağanlığı, Uygur Kağanlığı ve Moğol Platosu’ndaki diğer bozkır devletleri tarafından yaygın olarak kullanılıyordu. Bu yazı sisteminin en bilinen örnekleri Orhun Vadisi’ndeki Orhun Yazıtları olarak kabul ediliyor.
Günümüze ulaşan runik yazıtların sayısının oldukça sınırlı olması nedeniyle her yeni keşif, Eski Türk ve Uygur tarihine ilişkin birinci el kaynak niteliği taşıyor. Araştırmacılar, yeni yazıtın hem dilbilimsel hem de tarihsel açıdan önemli bilgiler sunabileceğini değerlendiriyor.
Daha önce Tang Hanedanlığı (618-907) dönemine ait, Çince ve Göktürk runik alfabesiyle yazılmış çift dilli bir kitabe Çin’in Şaanşi eyaletindeki Xi’an kentinde bulunmuştu. Söz konusu kitabe, Çangan’a gelen bir Uygur prensinin yaşamını anlatırken İpek Yolu üzerindeki kültürel etkileşimi de gözler önüne sermişti.
Uzmanlara göre son keşif, Moğol Platosu’ndaki bilinen Göktürk yazıtları envanterini genişletirken, antik bozkır devletlerinin tarihî coğrafyası, dilleri, yazı sistemleri, kabile yapıları ve ulaşım güzergâhlarının incelenmesine yeni somut kanıtlar sunuyor. Ayrıca Avrasya bozkır uygarlıkları ve kara İpek Yolu üzerine yürütülen akademik çalışmalara da önemli katkı sağlaması bekleniyor.
Keşif, Çin ile Moğolistan arasındaki kültürel miras alanındaki ortak arkeolojik çalışmaların son örneklerinden biri olarak değerlendirilirken, iki ülkenin medeniyetler arası iş birliğini geliştirme çabalarını da yansıtıyor.
Ortak araştırma ekibi, dilbilim, tarih ve arkeoloji uzmanlarıyla birlikte yazıtın çözümleme ve bilimsel inceleme çalışmalarını sürdürecek. Araştırma sonuçlarının tamamlanmasının ardından akademi dünyası ve kamuoyuyla paylaşılması planlanıyor.
