Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) LinkedIn
    Kuşak ve Yol
    • Kurumsal
      • Hakkımızda
      • Platformlar
        • Kuşak ve Yol Girişimi İşadamları Platformu
        • Kuşak ve Yol Girişimi Sivil Toplum Kuruluşları Platformu
        • Kuşak ve Yol Girişimi Yerel Yönetimler Platformu
        • Kuşak ve Yol Girişimi Medya Platformu
    • Kuşak ve Yol Girişimi

      Kısa Tarihi ve Üye Devletler

      8 Ocak 2024

      Kuşak ve Yol Girişimi Yatırım Projeleri

      1 Ocak 2024

      Finansman

      1 Ocak 2024
    • Haberler

      Laos’ta Çin destekli okul yenileme projesi başladı

      17 Ağustos 2026

      Çin, yeni bir uydu fırlattı

      17 Ağustos 2026

      Çin’de sabit varlık yatırımları ilk yedi ayda yüzde 6,7 azaldı

      17 Ağustos 2026

      Çin-Avrupa Arktik taşımacılık rotası düzenli haftalık seferlere başladı

      17 Ağustos 2026

      Çin, Kolombiya’ya insani deprem yardımı sağlıyor

      15 Ağustos 2026
    • Yayınlar
      1. Analiz
      2. İnfografik
      3. Rapor
      4. Röportaj
      5. Tümü

      Yapay Zekâ Soğuk Savaşı: Qwen3.8-Max, WAICO ve Kodlarla Çizilen Yeni Sınırlar

      6 Ağustos 2026

      Çin’in WAICO Girişimi: Küresel Güney’in Yapay Zekâ Yönetişimi

      4 Ağustos 2026

      Çin’in Yumuşak Gücü: Yönetimin İdeolojik Kodları

      28 Temmuz 2026

      Amerikan İstikrarsızlığı ve Çin’in Pragmatik Yükselişi

      21 Temmuz 2026

      Yeşil Enerji ve Kuşak ve Yol Girişimi

      24 Temmuz 2026

      Orta Koridor: Asya ile Avrupa arasındaki stratejik bağlantı

      20 Temmuz 2026

      Kuşak ve Yol Girişimi’nde Küresel Ulaşım Koridorları

      16 Temmuz 2026

      Dijital İpek Yolu: Küresel Dijital Bağlantının Yeni Dönemi

      14 Temmuz 2026

      Yeni Küresel Sistemin İnşasının Temel Dinamikleri Olarak Xi Jinping’in Dört Girişimi Raporu Yayında!

      5 Mayıs 2026

      Kuşak ve Yol Girişimi 2024 Yılı 1. Dönem Raporu Yayında!

      4 Kasım 2024

      Türkiye-Çin İlişkileri: Kuşak ve Yol İşbirliği Temelinde İnsanlık için Ortak Vizyon ve Stratejik İşbirliği Raporumuz Yayında!

      4 Kasım 2024

      Kuşak Ve Yol Girişimi Çerçevesinde Çin’in Güney Kafkasya Ülkeleriyle ilişkisi

      14 Haziran 2024

      CAICT, Araştırmacı Bingyi Yang: “Çin, Yapay Zeka (YZ) Gelişimine Büyük Önem Veriyor.”

      26 Mart 2025

      Astana Bilgi Teknolojileri Üniversitesi, Dr. Öğr. Üyesi Ainur Slamgazhy: “KYG Aracılığıyla Çin’in Küresel Sahnede Oynadığı Rol, Projenin Uluslararası İmajını ve Algısını Önemli Ölçüde Etkilemektedir.”

      12 Ekim 2024

      Pencab Üniversitesi, Prof. Dr. Rehana Saeed Hashmi: “Çin, Kuşak ve Yol Girişimi ile Stratejik Bir Vizyon Ortaya Koymuştur.”

      20 Eylül 2024

      PRCCSF Başkanı Khalid Taimur Akram: “Kuşak ve Yol Girişimi, farklı kültürler ve bölgeler arasında daha fazla anlayış ve işbirliğini teşvik ederek, katılımcı ülkeler arasında kültürel ve kişiler arası alışverişi kolaylaştırmıştır.”

      8 Mart 2024

      Yapay Zekâ Soğuk Savaşı: Qwen3.8-Max, WAICO ve Kodlarla Çizilen Yeni Sınırlar

      6 Ağustos 2026

      Çin’in WAICO Girişimi: Küresel Güney’in Yapay Zekâ Yönetişimi

      4 Ağustos 2026

      Çin’in Yumuşak Gücü: Yönetimin İdeolojik Kodları

      28 Temmuz 2026

      Yeşil Enerji ve Kuşak ve Yol Girişimi

      24 Temmuz 2026
    • İletişim
    • Türkçe
      • Türkçe
      • English
    Kuşak ve Yol
    Anasayfa » Amerikan İstikrarsızlığı ve Çin’in Pragmatik Yükselişi
    Analiz

    Amerikan İstikrarsızlığı ve Çin’in Pragmatik Yükselişi

    Kusak ve YolBy Kusak ve Yol21 Temmuz 2026
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email Telegram

    Zeynep Çağla ERİN 

    Uluslararası ilişkiler disiplininde hegemonya, yalnızca askeri veya ekonomik kapasitelerin niceliksel üstünlüğüyle değil, egemen gücün küresel sistemde ürettiği rızanın genişliğiyle ölçülmektedir. Pew Araştırma Merkezi’nin 36 ülkeyi kapsayan ve 2002 yılından bu yana yürütülen uzun erimli veri setinin en güncel bulguları, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan Amerikan merkezli tek kutuplu dünya düzeninin fikirsel zemininde derin bir kırılma yaşandığına işaret etmektedir.

    Çin’in küresel ölçekte Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) daha olumlu bir imaja sahip olmaya başlaması, salt bir popülarite yarışının ötesinde uluslararası sistemin yapısal dönüşümünü simgeleyen kritik bir eşiktir. Tarihsel süreçte Amerikan hegemonyası, liberal demokratik değerler ve kurumsal öngörülebilirlik üzerine inşa edilmişken; mevcut istatistikler, Washington’un bu yapısal avantajlarını hızla yitirdiğini göstermektedir. Bu paradigma değişimi, Küresel Güney ile merkez ülkeler arasındaki algısal uçurumun derinleşmesiyle doğrudan ilintilidir.[i]

    Joseph Nye’ın uluslararası politika literatürüne kazandırdığı “yumuşak güç” kavramı bağlamında değerlendirildiğinde, ABD’nin tarihsel cazibesinin temel dayanağını dış politikasındaki normatif söylemler oluşturmuştur. Fakat açıklanan son veriler, bu normatif söylemlerin pratikteki karşılığının küresel kamuoyu tarafından giderek daha fazla sorgulandığını kanıtlamaktadır. Araştırmaya katılan 36 ülkenin 25’inde Çin lehine bir algı üstünlüğünün saptanması, Amerikan yumuşak gücünün aşınma hızının ivme kazandığını teyit eder niteliktedir. 2008 yılındaki George W. Bush yönetiminin son dönemleri ve 2017 yılındaki Donald Trump yönetiminin ilk evrelerinde gözlemlenen dalgalanmalar dahi Çin’in Amerika’yı bu denli net bir biçimde geride bıraktığı bir tablo yaratmamıştı. İspanya, İtalya, Yunanistan gibi geleneksel Avrupa ekseni ülkelerinde dahi Çin’e yönelik pozitif ivmenin artması, transatlantik ittifakının toplumsal tabanında da çatlaklar oluştuğunun göstergesidir.[ii]

    Dış politika yapım süreçlerindeki istikrarsızlık, küresel aktörlerin güvenilirliğini zedeleyen en temel faktördür. Carnegie China akademisyenlerinden Chong Ja Ian’ın da isabetle vurguladığı üzere, Amerikan politikalarındaki aşırı dalgalanmalar, askeri güç kullanımı tehditleri ve bu durumun doğurduğu ekonomik tahribatlar, küresel aktörleri tedirgin etmektedir. Ankete konu olan dönem zarfında ABD’nin Grönland’ı ilhak etmeye yönelik radikal söylemleri, Venezuela liderliğine yönelik müdahaleci tutumu ve İran’la yaşanan sıcak çatışma riskleri, Washington’un “öngörülemez” bir aktör profiline evrildiğini kanıtlamaktadır. Uluslararası devletler topluluğu, özellikle de orta ölçekli güçler, stratejik planlamalarını yapabilmek adına öngörülebilir bir uluslararası sisteme ihtiyaç duyarlar. Amerikan dış politikasının kurumsal akıldan ziyade reaktif ve popülist dürtülerle şekillenmesi, hegemonik güven katsayısını minimize etmiştir.[iii]

    Çin’in bu ideasyonel boşluğu doldurma stratejisinin merkezinde ise “içişlerine karışmama” fikirsel doktrini yer almaktadır. Pew verilerine göre, ankete katılanların %75’i ABD’nin diğer ülkelerin içişlerine yüksek veya azımsanmayacak ölçüde müdahale ettiğine inanırken, Çin için bu oran %45 bandında kalmıştır. Bu istatistiksel fark, uluslararası ilişkilerde Vestfalya egemenlik anlayışının özellikle orta gelirli ülkeler açısından ne denli yaşamsal bir öneme sahip olduğunu özetlemektedir. Liberal müdahalecilik adı altında gerçekleştirilen rejim değişikliği operasyonları veya ekonomik yaptırım tehditleri, gelişmekte olan ülkelerde Amerikan karşıtlığını besleyen ana damar haline gelmiştir. Pekin yönetimi ise muhataplarıyla ticari ve diplomatik ilişkilerini tamamen rasyonel-işlemsel bir zeminde yürüterek daha “güvenli” bir partner profili çizmeyi başarmıştır.[iv]

    Küresel algı haritasındaki ekonomik katmanlaşma, araştırmanın en çarpıcı sosyolojik bulgularından birini oluşturmaktadır. Refah düzeyi yüksek, gelişmiş merkez ülkelerde Çin’e yönelik negatif algı baskınlığını korurken; orta gelirli ve gelişmekte olan ülkelerde Çin’in lehine güçlü bir pozitif rüzgar esmektedir. Gelişmiş demokrasiler Çin’in teknolojik ve ekonomik yükselişini mevcut statükoya ve liberal dünya düzenine yönelik ontolojik bir tehdit olarak kodlamaktadır. Gelişmekte olan ülkeler ise Kuşak ve Yol Girişimi (KYG) gibi devasa altyapı projeleri üzerinden Çin’i bir kalkınma modeli, bir altyapı finansörü ve Batılı finansal kurumlara (IMF, Dünya Bankası) karşı hayati bir ortak olarak okumaktadır. Bu yapısal dikotomi içerisinde Singapur istisnası, pragmatik dış politikanın kusursuz bir örneğidir. Ankete katılan en yüksek kişi başına düşen milli gelire sahip ülke olmasına rağmen Singapur’un Çin’e yönelik yüksek pozitif yaklaşımı, coğrafi determinizmin ve etno-kültürel bağların, ekonomik statüden bağımsız olarak stratejik yönelimi belirleyebileceğini kanıtlar.

    Jeopolitik fay hatlarının en yoğun hissedildiği Asya-Pasifik bölgesi, Çin imajının hem zirve hem de dip noktalarını bünyesinde barındırmaktadır. Pakistan kamuoyunda Çin lehine oluşan %90’lık devasa onay oranı ile Japonya’daki %11’lik marjinal kabul düzeyi, uluslararası ittifaklar teorisinin “tehdit dengesi” konseptiyle doğrudan açıklanabilir. Pakistan açısından Çin, Hindistan kaynaklı varoluşsal güvenlik kaygılarını dengeleyen yegane stratejik güvence ve ekonomik kalkınma partneridir. Japonya ekseninden bakıldığında ise Çin; tarihsel husumetlerin, Doğu Çin Denizi’ndeki doğrudan toprak anlaşmazlıklarının ve bölgesel hegemonya mücadelesinin bir numaralı failidir. Bu keskin kutuplaşma, Çin’in küresel çapta homojen bir yumuşak güç üretemediğini, ülkelere göre spesifik stratejik okumaların belirleyici olduğunu ispatlamaktadır.

    Liderlik profilleri ile devlet imajı arasındaki asimetri, siyaset bilimi perspektifinden analize muhtaç derin bir çelişki sunmaktadır. Araştırma, hem Amerikan Başkanı Donald Trump’a hem de Çin Lideri Şi Cinping’e yönelik küresel güvenin %50 bandının oldukça altında seyrettiğini ortaya koymaktadır. Ancak Şi Cinping’e duyulan göreceli güvenin Trump’tan yüksek olması, bireysel karizmadan ziyade kurumsal öngörülebilirlik algısının bir sonucudur. Çin bağlamında kamuoyu algısı ikiye bölünmüş durumdadır: Bir yanda, artan otoriterleşme, azınlıklara yönelik insan hakları ihlalleri ve revizyonist söylemler doğrudan Şi Cinping’in şahsıyla özdeşleştirilerek negatif puanlanmaktadır. Diğer yanda, yapay zeka, 5G, uzay araştırmaları gibi teknolojik atılımlar ve devasa altyapı ihracatları Çin devletinin “sistemik başarısı” olarak kodlanmaktadır. Gelişmekte olan dünya, Çin’in sunduğu ekonomik ve teknolojik pragmatizmi ödüllendirmekte; bireysel liderlik handikaplarını devletin genel vizyonundan ayrıştırmaktadır.

    Washington’un lehine olan mevcut istisnalar, uluslararası sistemin anarşik yapısından beslenen geleneksel güvenlik ikilemleriyle doğrudan bağlantılıdır. Sadece altı ülkenin (Polonya, Filipinler, Güney Kore, Hindistan, Japonya ve İsrail) Amerika’yı Çin’e tercih etmesi, tesadüfi bir istatistik değildir. Bu altı ülkenin ortak paydası, varoluşsal güvenliklerini Amerikan nükleer ve konvansiyonel caydırıcılık şemsiyesine endekslemiş olmalarıdır. Polonya için Rusya; Filipinler ve Japonya için Çin; İsrail içinse bölgesel tehdit algıları, bu ülkelerin Amerikan gücüne duyduğu bağımlılığı rasyonalize etmektedir. Bu durum, ABD’nin küresel cazibesinin artık ideolojik bir model olmaktan çıkıp yalnızca katı bir “güvenlik tedarikçisi” statüsüne indirgendiğinin en somut kanıtıdır.

    Sonuç olarak, Pew Araştırma Merkezi’nin ortaya koyduğu bu tarihsel veri seti, 21. yüzyılın ikinci çeyreğinde küresel siyasetin kalıcı bir “çok kutupluluğa” doğru evrildiğini tescil etmektedir. Amerikan dış politikasının yaşadığı eksen kaymaları, müdahaleci pratiklerin yarattığı yorgunluk ve karar alma mekanizmalarındaki radikal sistemin geri kalanı için katlanılması zor bir belirsizlik ortamı doğurmuştur. Fikirsel üstünlüğünü kaybetmeye başlayan bir hegemonyanın, salt askeri kapasiteyle sistemik liderliğini uzun süre devam ettiremeyeceği uluslararası ilişkiler tarihinin en temel varsayımlarından biridir. Önümüzdeki on yılların temel çatışma dinamiği, Pekin’in pragmatik imajını ne kadar sürdürülebilir kılacağı ve Washington’un yitirdiği kurumsal öngörülebilirliği yeniden inşa edip edemeyeceği ekseninde şekillenecektir.


    [i] “More people around the world now favour China over the US, Pew study suggests”, BBC, https://www.bbc.com/news/articles/cd959q11g54o, (Erişim Tarihi: 15.07.2026).

    [ii] Aynı yer.

    [iii] Aynı yer.

    [iv] Aynı yer.

    Amerikan İstikrarsızlığı ve Çin’in Pragmatik Yükselişi

    Previous ArticleTanzanya Cumhurbaşkanı, Çinli firmaların altyapı geliştirme alanındaki rolünü övdü
    Next Article Çin’in Gravity-1 roketi denizden yeni uydular fırlattı

    Related Posts

    Yapay Zekâ Soğuk Savaşı: Qwen3.8-Max, WAICO ve Kodlarla Çizilen Yeni Sınırlar

    6 Ağustos 2026 Analiz

    Çin’in WAICO Girişimi: Küresel Güney’in Yapay Zekâ Yönetişimi

    4 Ağustos 2026 Analiz

    Çin’in Yumuşak Gücü: Yönetimin İdeolojik Kodları

    28 Temmuz 2026 Analiz

    Son İçerikler

    Haberler
    Laos’ta Çin destekli okul yenileme projesi başladı
    17 Ağustos 2026
    Haberler
    Çin, yeni bir uydu fırlattı
    17 Ağustos 2026
    Haberler
    Çin’de sabit varlık yatırımları ilk yedi ayda yüzde 6,7 azaldı
    17 Ağustos 2026
    Haberler
    Çin-Avrupa Arktik taşımacılık rotası düzenli haftalık seferlere başladı
    17 Ağustos 2026

    Kuşak ve Yol İnisiyatifi Ekonomi ve Kültür Derneği
    Belt and Road Initiative Association for Economy and Culture
    一带一路经济与文化协会

    İletişim

    Abide-i Hürriyet Caddesi A Blok No: 211 K: 1 D: 64 34381 Şişli/İstanbul-TÜRKİYE

    Tel: +90 (212) 982 49 32

    E-posta: info@kusakveyol.org

    © 2026 Kuşak ve Yol İnisiyatifi Ekonomi ve Kültür Derneği. Tüm Hakları Saklıdır.
    • Kurumsal
    • Kuşak ve Yol Girişimi
    • Haberler
    • Analiz
    • İnfografik
    • Rapor
    • Röportaj

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.