Salı gününden itibaren dünya ekonomik diyaloğunun odağı, Çin’in kuzeydoğu kıyısında bulunan konferans salonlarına çevrildi.
Çin’in kuzeydoğusundaki Liaoning eyaletinin liman kenti Dalian’da düzenlenen 2026 Yaz Davos Forumu’na 90’dan fazla ülke ve bölgeden siyaset, iş dünyası, akademi ve medya çevrelerinden 1.700’ün üzerinde temsilci katıldı. Katılımcıların büyük bölümü, Çin’in bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemesi ile yeşil kalkınmadaki artan etkisinin durgun seyreden dünya ekonomisine yeni bir ivme kazandırabileceğine inanıyor.
Katılımcılar açısından Çin, büyüme ve inovasyonda bir sonraki dalganın nereden geleceği sorusunun en önemli yanıtlarından biri olarak görülüyor. Forum, ülkenin 15. Beş Yıllık Planı (2026-2030) taslağının yayımlanmasından yalnızca birkaç ay sonra düzenlenirken, yeni planlama döneminin ilk büyük küresel ekonomik vitrini olma özelliğini taşıyor.
Bu yıl, aynı zamanda Dünya Ekonomik Forumu’nun Yeni Şampiyonlar Yıllık Toplantısı olarak da bilinen Yaz Davos Forumu’nun 17’ncisi düzenleniyor. İlk kez 2007 yılında Dalian’da gerçekleştirilen forum, küresel büyüme odaklı şirketleri ve sektör liderlerini bir araya getirmeyi, gelişmekte olan pazarlarda büyüme ve inovasyonu teşvik etmeyi ve dünyanın hızla gelişen ikinci büyük ekonomisi olan Çin ile iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
2026 yılının teması “Büyük Ölçekte İnovasyon” (Innovating at Scale) olarak belirlendi. Katılımcılar; yapay zekâ (AI), insansı robotlar, yeşil sanayi, kuantum teknolojisi, biyotıp ve ileri üretim gibi geniş bir konu yelpazesini ele alacak. Çin, bu alanların birçoğunda öncü konumda bulunuyor ve uluslararası toplumla kapsamlı iş birlikleri yürütüyor.
Çin Ulusal Halk Kongresi tarafından Mart 2026’da kabul edilen beş yıllık kalkınma planı, ülkenin 2035 yılına kadar modernleşmeyi büyük ölçüde tamamlamayı hedefleyen stratejisinde kritik bir rol oynuyor. Plan, akıllı ve dijital dönüşümün hızlandırılması, “AI Plus” stratejisinin uygulanması ve yeni nesil ile geleceğe yönelik sektörlerin geliştirilmesi yoluyla bilimsel ve teknolojik atılımlara güçlü vurgu yapıyor.
Foruma katılan Honeywell Çin Başkanı Yu Feng, “Geçen yıldan bu yana Çin’deki yönetim ekibimiz 15. Beş Yıllık Plan taslağını ayrıntılı biçimde inceliyor.” dedi. Yu, Xinhua’ya yaptığı açıklamada yarı iletkenler, veri merkezleri, gemi inşası ve enerji dönüşümü gibi hâlihazırda güçlü büyüme ivmesi gösteren alanlarda önemli fırsatlar gördüklerini söyledi.
Kmind Strategy Consulting Yönetim Kurulu Başkanı Xie Weishan ise, “Günümüzde inovasyon daha kolay çoğaltılabiliyor, daha geniş ölçekte uygulanabiliyor ve gerçek dünyadaki uygulamalara daha hızlı dönüştürülebiliyor.” ifadelerini kullandı. Xie, Çin’in geniş iç pazarı ve kapsamlı sanayi ekosistemi sayesinde yeni teknolojilerin büyük ölçekte test edilip geliştirilebildiği ve ticarileştirilebildiği, başka yerlerde benzerini oluşturmanın zor olduğu bir merkez haline geldiğini belirtti.
İşgücü çözümleri şirketi Manpower Group’un Üst Yöneticisi (CEO) Jonas Prising de Çin’deki teknoloji ilerlemesi ve inovasyon ortamından etkilendiğini ifade etti. Prising, inovasyona açıklığın Çin’in en dikkat çekici avantajlarından biri olduğunu söyledi.
“Kişilerin yapay zekâya yönelik tutumu Çin’de çok daha olumlu. Çinliler WeChat, Alipay ve günlük yaşamlarını kolaylaştıran birçok teknolojiyi kullanmaya oldukça alışkın. Şimdi bunun profesyonel yaşama da yansıdığını görüyoruz.” diyen Prising, teknolojinin iş dünyasında da hızla benimsendiğini belirtti.
Çin dünyanın en büyük yapay zekâ sektörlerinden birine sahip olmasının yanı sıra yeşil dönüşüm alanında da dikkat çekici ilerleme kaydediyor. Temiz enerjiye yıllar önce yapılan yatırımlar bugün ekonomik ve stratejik getiriler sağlamaya başladı.
Johns Hopkins Üniversitesi Alfred Chandler Politik Ekonomi Kürsüsü Profesörü Yuen Yuen Ang, “Çin’in temiz enerjiye yaptığı yatırımlar bunun en iyi örneklerinden biri. Başlangıçta maliyetler yüksekti ve yatırımların karşılık verip vermeyeceği belirsizdi. Ancak yıllar sonra, jeopolitik gerilimlerin arttığı ve enerji güvenliğinin daha önemli hale geldiği bir dönemde Çin, temiz enerji devrimine hiç başlamamış olsaydı sahip olamayacağı kadar çeşitlendirilmiş bir enerji altyapısına ulaştı.” dedi.
Ang’a göre Çin’in çeşitlendirilmiş enerji yapısı ve yenilenebilir teknolojilerde giderek güçlenen liderliği, kısa vadeli piyasa beklentilerinden değil, yıllar süren istikrarlı yatırımlar ve tutarlı politika çerçevesinden kaynaklanıyor.
Bu dönüşümün ölçeği giderek daha görünür hale geliyor. Çin, bugün küresel elektrikli araç satışlarının yarısından fazlasını gerçekleştirirken, yeni enerjili araçların yurt içindeki yeni otomobil satışlarındaki penetrasyon oranı da rekor seviyeye ulaştı. 2025 yılında ilave edilen rüzgâr ve güneş enerjisi üretimi, Çin’in elektrik tüketimindeki artışın yüzde 90’ından fazlasını karşıladı ve yeni enerji arzının temel kaynağı haline geldi.
Foruma katılan Avustralya Ulusal Üniversitesi Sibernetik Okulu Geçici Direktörü Katherine Daniell, “Çin büyük bir yeşil kalkınma potansiyeline sahip. Karbon nötrlüğü ve karbonsuzlaşma yönündeki ilerlemesi son derece hızlı oldu. Ülke, fotovoltaik sistemler, bataryalar ve yeni enerjili araçlar alanında şimdiden büyük ölçekli sanayi kümeleri oluşturdu.” dedi.
Daniell ayrıca, Çin’in geniş elektrikli araç filosu, kapsamlı batarya tedarik zincirleri ve büyük ölçekli güneş paneli üretim kapasitesi sayesinde enerji dönüşümünü gerçekleştirmeye çalışan diğer ülkelere önemli deneyimler sunabilecek konumda olduğunu ifade etti.
“Çin’i ilk kez 2009 yılında olmak üzere beş kez ziyaret ettim.” diyen Daniell, bugün gördüğü Çin’in on yıl öncesine kıyasla büyük ölçüde değiştiğini belirtti. “Şehirler daha temiz, daha yeşil ve birçok açıdan daha yaşanabilir hale geldi.” diyen Daniell, özellikle yeni teknolojilerin benimsenme ve daha geniş kalkınma stratejilerine entegre edilme hızının dikkat çekici olduğunu söyledi.
Çinli yetkililerin forumda inovasyon ve yeşil kalkınma yoluyla dünya ekonomisine katkı sağlamayı sürdürecekleri mesajını vermesi; aynı zamanda dışa daha açık bir Çin ve kapsayıcı, herkes için fayda sağlayan ekonomik küreselleşmeyi teşvik etmeleri bekleniyor.
Elizabeth Thurbon, Çin’in yükselişinin onlarca yıl süren küresel ekonomiyle bütünleşme sürecinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.
Thurbon, Çin’in hızlı ekonomik kalkınmasının izolasyon ya da sıfır toplamlı bir anlayışla gerçekleşmediğini; dışa açılma, yatırım çekme, küresel pazarlara katılım ve yüz milyonlarca insan için fırsatlar oluşturulması sayesinde mümkün olduğunu ifade etti.
Çin Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Çin’de faaliyet gösteren yabancı sermayeli şirketlerin sayısı üst üste üç yıl artarak 530 bini aşarken, ülkeye yapılan toplam doğrudan yabancı yatırım (FDI) 3,6 trilyon ABD dolarını geçti.
Deng Zhonghan ise, “Çin’in entegre sanayi ekosistemi, zengin veri kaynakları ve net politika yönelimi, son yıllarda küresel ölçekte rekabet edebilen yerli şirketlerin hızla gelişmesini sağlarken, uluslararası yatırımcılar ve teknoloji şirketleri için de geniş ölçekli bir ticarileştirme platformu oluşturdu.” dedi.
