Çin’de cinsiyetler arası bakış açısı, sosyolojik bir perspektiften ele alındığında, geleneksel ataerkil yapılar ile modernleşme süreçlerinin gerilimli etkileşimini ortaya koyan bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Güney Kore’de genç erkeklerin muhafazakârlaşması ile genç kadınların liberal eğilimleri arasındaki keskin kutuplaşma, seçim sonuçlarında belirginleşmiş ve toplumsal istikrarı etkilemiştir. Çin’de ise benzer bir “makas farkı” gözlemlenmekte olup kadınların eşitlikçi tutumları ile erkeklerin geleneksel rollere bağlılığı giderek derinleşmektedir.[i] Bu çerçevede Anthony Giddens’a göre, toplumsal yapılar ile bireysel eylemler arasında ikili bir ilişki vardır; yapılar hem eylemi olanaklı kılar hem de eylemler tarafından yeniden üretilir veya dönüştürülür. Çin’de cinsiyet ilişkileri, bu perspektiften, modernitenin refleksif doğası içinde…
Yazar: Zeynep Çağla ERİN
Friedrich Merz, Şubat 2025 tarihinde göreve geldikten yaklaşık on ay sonra ilk Çin ziyaretini gerçekleştirmiştir. Bu ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri güçlendirmenin yanı sıra küresel güç dengelerinin hızla değiştiği bir dönemde Avrupa’nın stratejik özerklik arayışını da simgelemektedir. Çin kaynaklarında belirttiği üzere ziyaret 25-26 Şubat 2026 tarihlerinde yapılacak olup odak noktası ekonomik işbirliğinin derinleştirilmesidir.[i] Çin tarafı, son yıllarda iki ülke arasındaki ticaret hacminin 200 milyar doları aştığını, karşılıklı yatırımların 65 milyar doları geçtiğini ve bunun Çin-AB ekonomik ilişkilerinin yaklaşık dörtte birini oluşturduğunu vurgulayarak “kazan-kazan” bir ortaklık söylemini öne çıkarmaktadır. Ancak bu iyimser tablo, Batılı kaynaklarda “China shock” olarak adlandırılan yapısal bir dengesizlikle…
Uluslararası ilişkiler disiplininde inşacı yaklaşım, kimliklerin ve çıkarların maddi yapılardan ziyade söylemsel pratikler yoluyla inşa edildiğini savunmaktadır. Wendt’in “anarşi üretilen bir şeydir” önermesi ve Onuf’un kurallar-söylem-kimlik üçlüsü, devletlerin kimliklerini sürekli yeniden ürettiğini vurgulamaktadır. Bu çerçevede, liderlerin yıllık mesajları bilgi aktarımı değil, ulusal ve uluslararası kimlik inşasının temel araçlarıdır. Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping’in 14 Şubat 2026 tarihinde Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen resepsiyonda yaptığı konuşma ile aynı dönemde yayınlanan Yeni Yıl mesajı, tam da bu söylemsel inşanın en güncel örneğidir. Metinler, “At Yılı” metaforu üzerinden Çin’in “enerji, güç ve dayanıklılık” kimliğini, tarihsel anmalarla “sürekli medeniyet” kimliğini ve Küresel Yönetişim…
Uluslararası İlişkiler (Uİ) disiplini bağlamında Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) forumu, bölgesel entegrasyonun somut bir örneği olarak öne çıkmaktadır. APEC, 1989 yılında kurulduğundan beri üye ekonomilerin ticaret, yatırım ve teknolojik işbirliğini teşvik ederek küresel ekonomik büyümeye katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Teorik açıdan bakıldığında APEC’in işleyişi liberal Uİ kuramıyla uyumludur. Zira bu kuram, ekonomik karşılıklı bağımlılığın çatışmaları azalttığını ve işbirliğini artırdığını savunmaktadır. Ancak yaşanan gelişmeler realizm çerçevesinden ele alındığında forumun altında yatan güç mücadelelerinin, özellikle Çin ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki rekabetin incelenmesinde fayda vardır.[i] APEC’in teorik temelleri neoliberal kurumsalcı yaklaşımda köklenmektedir. Bu yaklaşım, kurumların devletlerarası işbirliğini kolaylaştırarak anarşik uluslararası sistemde düzen…
Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) Devlet Başkanı Şi Cinping ile Uruguay Cumhuriyeti Başkanı Yamandú Orsi arasında 3 Şubat 2026 tarihinde Pekin’de gerçekleşen görüşme, uluslararası ilişkiler açısından önemli bir dönüm noktasını temsil etmiştir.[i] İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 38. yıl dönümünde icra edilen bu toplantı, Çin’in Latin Amerika’daki stratejik konumunu ve Uruguay’ın küresel ekonomik entegrasyon çabalarını yansıtan bir olay olarak değerlendirilebilir. Çin-Uruguay ilişkileri, Soğuk Savaş sonrası dönemde Asya ve Latin Amerika arasındaki köprülerden biri olarak öne çıkmaktadır. 1988 yılında kurulan diplomatik bağlar, başlangıçta sınırlı olsa da Çin’in “reform ve açılım” politikasıyla paralel olarak genişlemiştir. Bu süreç, realist teoriye göre Çin’in kaynak ihtiyacı (örneğin…
27 Ocak 2026 tarihinde Pekin’de Büyük Halk Salonu’nda gerçekleşen Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo arasındaki görüşme, ikili ilişkilerin istikrarını ve Çin’in yüksek standartlı açılım stratejisini simgeleyen önemli bir diplomatik gelişmedir. Şi, Finlandiyalı işletmeleri Çin pazarına davet ederek küresel rekabet güçlerini artırmalarını teşvik etmiş; enerji dönüşümü, döngüsel ekonomi, ormancılık-tarımı ve bilim-teknoloji inovasyonu gibi alanlarda derinlemesine işbirliğini önermiştir. Bu metafor, Çin’in reform sonrası ekonomik diplomasisinin klasik bir ifadesidir ve yabancı yatırımcılara yönelik kapsayıcı bir cazibe stratejisini yansıtmaktadır.[i] Uluslararası ilişkiler açısından bu görüşme, büyük güç rekabeti çağında küçük devletlerin ekonomik karşılıklı bağımlılığı ve Çin’in “kazan-kazan” anlatısını öne çıkarmaktadır.…
Çin’in ekonomik kalkınma stratejisinde 2016 yılı önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 18 Ocak 2016 tarihinde Komünist Parti Merkezi Komitesi’nin bir çalışma oturumunda tanıttığı “yeni normal” kavramı, yapısal reformlarla birlikte üretimde kaliteli, verimli ve yapısal optimize edilmiş bir modele geçişi simgelemiştir.[i] Çin’in yeni kalkınma felsefesi, 2015 yılında Beşinci Plenum’da resmileştirilerek ekonomik büyümenin kalitesini ön plana çıkarmıştır. Bu felsefe, inovasyonu büyümenin temel itici gücü olarak konumlandırırken; koordinasyonu ise bölgesel dengesizlikleri gidermek, yeşilliği çevresel sürdürülebilirliği artırmak, açıklığı küresel entegrasyonu teşvik etmek ve paylaşımı toplumsal eşitlik için araç haline getirmek amacıyla kullanmaktadır.[ii] Küresel Güney ülkeleri için bu…
Orta Asya, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından jeopolitik ve ekonomik dönüşümlerin odağında yer almıştır. Bölge ülkeleri Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan bağımsızlıklarını kazandıkları 1991 yılından itibaren ekonomik istikrarı sağlamak için dış aktörlerle ilişkilerini çeşitlendirmeye çalışmıştır. Bu süreçte Rusya’nın geleneksel hegemonyası yavaş yavaş erirken; Çin, hızla yükselen bir ekonomik güç olarak öne çıkmıştır. 2025 yılında Çin’in Orta Asya’nın en büyük ticaret ortağı haline gelmesi, bu dönüşümün zirvesini temsil etmektedir. Çin-Orta Asya ticaret hacmi 2025 yılında 106,3 milyar dolara ulaşmış, bir önceki yıla göre %12 artış göstermiş ve Çin’in ihracatı 71,2 milyar dolar, ithalatı ise 35,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu rakamlar,…
Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 3 Ocak 2026 tarihinde Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi, Nicolás Maduro’nun yakalanmasıyla sonuçlanan “Absolute Resolve” operasyonu, uluslararası ilişkilerde önemli bir dönüm noktası teşkil etmektedir. Bu hamle, ABD’nin “Trump Corollary” olarak adlandırılan Monroe Doktrini’nin yeniden yorumlanması kapsamında, Batı Yarımküre’de hegemonik konumunu pekiştirmeyi amaçlamakta olup küresel istikrarsızlığı artırmıştır.[i] Operasyon, narko-terörizm suçlamalarıyla gerekçelendirilse de uluslararası hukuk normlarını ihlal ettiği için geniş çaplı eleştirilere yol açmıştır. Bu bağlamda Kanada’nın Çin’le yakınlaşması, ABD’nin tek taraflı politikalarına karşı bir stratejik girişim olarak değerlendirilebilir. Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Ocak 2026 tarihinde Pekin ziyareti, sekiz yıl aradan sonra gerçekleşen ilk üst düzey temas olmuştur. Bu temaslar,…
Yapay zeka (AI), günümüz uluslararası ilişkilerinde stratejik bir rol oynamaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC) 8 Ocak 2026 tarihinde duyurduğu “AI Artı Üretim” eylem planı, ülkenin AI alanında güvenli ve güvenilir bir tedarik zinciri oluşturmayı hedefleyerek, 2027 yılına kadar küresel lider konumunu pekiştirmeyi amaçlamaktadır. Bu plan, sekiz bakanlık tarafından ortaklaşa hazırlanmış olup, AI’ın imalat sektörüne entegrasyonunu vurgulayarak yeni kaliteli üretken güçler geliştirmeyi ve sanayileşmeyi güçlendirmeyi öngörmektedir. Hedefler arasında; büyük AI modelinin uygulanması, sektör odaklı modellerin geliştirilmesi, 100 yüksek kaliteli endüstriyel veri setinin oluşturulması ve 500 tipik uygulama senaryosunun teşvik edilmesi yer almaktadır. Gelişme, AI’ın uluslararası ilişkilerdeki rolünü, özellikle ABD-Çin rekabeti ve…