Çocukluğunuzda bir sağlık ocağında otururken, hemşirenin bir serum flakonunu açmasını gözleriniz faltaşı gibi açılmış şekilde izlediğinizi ve camdan kopabilecek küçük bir parçanın kolunuza gitmemesini sessizce umduğunuzu hatırlıyor musunuz? Uzun yıllardır süregelen bu endişe artık nihayet sona eriyor — robotlar sayesinde.
Pekin’deki bir hastanede üç robotik kol kusursuz bir uyum içinde çalışıyor — biri intravenöz serum torbasını tutuyor, biri flakonu kullanıyor, diğeri ise enjektörü çalıştırıyor. Camın diğer tarafında ise eczacı Chen Tingyu onları izliyor. Chen, bu makineyi “ellerimi kurtaran çalışma arkadaşım” olarak tanımlıyor.
“Cerrahi ilaç hazırlama süreçlerine endüstriyel robotların entegre edilmesi, eczacıları tekrarlayan manuel iş yükünden büyük ölçüde kurtarabilir, insan kaynaklı hataları azaltabilir ve kaliteli sağlık hizmetinin daha fazla hastaya ulaştırılmasını sağlayabilir.” diyen cihazı geliştiren Meilan PIVAS Robots Co., Ltd.’nin kurucusu Fu Xiaoyang böyle konuştu.
ELLER SERBEST
Artık sıradan bir vardiyada Chen, makinenin çekmecelerini açıyor, bunlara flakonları ve serum torbalarını yerleştiriyor ve her bir ürünün adını ile miktarını sisteme kaydediyor. Daha sonra çekmeceleri yeniden yerine itiyor; burada bulunan bir çip, çekmecenin içinde ne olduğunu robota bildiriyor. Bir reçete geldiğinde ise ekrana dokunuyor ve üç robotik kol çalışmaya başlıyor.
Robot kullanılmaya başlanmadan önce Chen, vardiyalarını flakon üstüne flakon açarak, doz üstüne doz çekerek ve ilaç üstüne ilaç karıştırarak geçiriyordu — tüm bunları tamamen elle yapıyordu. Chen, “Bu işi yıllarca yapan eczacılar genellikle tendinit ve bilek zorlanması gibi meslek hastalıkları geliştiriyor.” dedi.
Kemoterapide kullanılanlar gibi tehlikeli ilaçlar söz konusu olduğunda ise fiziksel yük çok daha ağır hale geliyor. ABD Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü (National Institute for Occupational Safety and Health), bu tür ilaçları hazırlayan veya uygulayan sağlık çalışanlarının iş ortamında bu maddelere maruz kalabileceğini ve bunun hem kısa hem de uzun vadeli sağlık etkilerine yol açabileceğini belirtiyor.
Fu bu zorlukları çok iyi biliyor. Çin’in en önde gelen tıp fakültelerinden birinde eczacılık eğitimi alan Fu, bir dönem damar içi ilaçları bizzat kendisi hazırladı. Daha sonra odağını tıp alanına yönelik endüstriyel robotlara çevirdiğinde, bilgi ve deneyiminin en büyük farkı tam da bu alanda yaratabileceğini biliyordu.
“Damar içi ilaç hazırlama süreçleri, endüstriyel bir üretim hattına oldukça benzer. Bu, robotların yalnızca yardımcı değil, sürecin baş aktörü olması için mükemmel bir ortamdır.” dedi Fu.
Fu’nun ekibi tam otomatik damar içi ilaç hazırlama robotunu geliştirmek için dört yıl harcadı. Bunu hastanelerde yürütülen iki yıllık test süreci izledi. Ticari denemeler ise ancak geçen yıl başladı.
Tam otomatik sistem, normalde yüzlerce metrekarelik alan kaplayan bir damar içi ilaç hazırlama merkezinin tamamını yalnızca sekiz metrekarelik bir alana sığdırıyor. Sistem personel ihtiyacını yüzde 80’den fazla azaltırken, geleneksel manuel yöntemlere kıyasla üç ila beş kat daha hızlı çalışıyor.
“İnsanlar yorulur ama robot asla yorulmaz. Her seferinde standart prosedürleri eksiksiz uygular.” diyen Chen, “yeni çalışma arkadaşı” sayesinde odadan çıkan her serum torbasına artık çok daha fazla güven duyduğunu da sözlerine ekledi.
Ancak Chen, robotu hiçbir zaman bir insanın yerine geçecek bir sistem olarak görmüyor. Çünkü robot yalnızca tekrarlayan ve fiziksel açıdan yorucu işleri üstlenirken, karmaşık ilaç karışımları, sıra dışı dozlar ve ilaç uyumluluğuna ilişkin değerlendirmeler hâlâ bir eczacının uzmanlığını gerektiriyor.
Pekin Üniversitesi Üçüncü Hastanesi Omurga Cerrahisi Enstitüsü Direktörü Liu Zhongjun ise sağlık alanındaki teknolojik gelişmelerin amacının sağlık çalışanlarının yerini almak değil, onları tekrarlayan görevlerden kurtararak iletişim ve hasta bakımına daha fazla zaman ayırmalarını sağlamak olduğunu söyledi.
ZİHİNLER DEVREDE
Mevcut Meilan sistemi hâlâ büyük ölçüde programlanmış prosedürlere dayanıyor. Sistem yeni bir ilacı işleyebilmeden önce, ilacın kabı, dozu, uyumluluğu ve işleme yöntemiyle ilgili bilgilerin sisteme girilmesi gerekiyor.
Fu için bir sonraki adım, robotik kollara bir “beyin” kazandırmak. Böylece kollar hareketlerini daha iyi koordine edebilecek ve eczacıların karar verme süreçlerini güçlendirebilecek. Fu, “İyi bir araç yalnızca emirleri takip etmez. Bir değnek gibi, onu kullanan kişinin en iyi yönlerini ortaya çıkarır.” dedi.
Şirketin bu yılın sonuna kadar gerçekleştirmeyi umduğu planlı yükseltme, sistemin ilaç kaplarındaki farklılıkları tanımasına, komşu robotik kollarla daha esnek şekilde koordinasyon kurmasına, aşınmaya yatkın bileşenleri takip etmesine ve bakım gerektiğinde personeli uyarmasına yardımcı olmayı amaçlıyor.
Bu geliştirme aynı zamanda eczacıların makineyle daha doğal bir şekilde iletişim kurmasını da sağlayabilir. Örneğin acil bir reçete geldiğinde, bir eczacı üretim sırasını manuel olarak yeniden düzenlemek yerine sistemden bu reçeteye öncelik vermesini isteyebilir.
Fu, geliştirilmiş bir sistem tarafından oluşturulan herhangi bir işlem planının, ilaç hazırlama süreci başlamadan önce yine de bir eczacı tarafından incelenmesi ve onaylanması gerektiğini söyledi. Makine öneriler oluşturabilir ve standart prosedürleri uygulayabilir; ancak mesleki değerlendirme her zaman kesin biçimde insanın elinde olacaktır.
Daha ilerleyen aşamalarda Fu, yapay zekâ (AI) ile güçlendirilmiş ve hazırladığı her dozdan öğrenebilen bir robot hayal ediyor. Geçmiş reçetelerden oluşan giderek büyüyen bir veri havuzundan yararlanan sistem, farklı vakalar arasındaki kalıpları tanıyabilecek ve eczacının incelemesi için ekranda gösterilecek klinik öneriler sunabilecek. Reçetede olası bir sorun tespit ettiğinde ise bunu bir uyarı ile bildirecek.
DAHA GENİŞ ALANLARA YAYILMA
Fu, uzun zamandır sisteminin toplum düzeyindeki sağlık kuruluşlarına ulaştırılması gerektiğini savunuyor. Genişleyen klinik bilgiyle donatılmış bir robotun, sağlık hizmetlerinin ön saflarında vazgeçilmez bir yardımcı olacağına inanıyor.
“Deneyimli eczacıların yetersiz olduğu ortamlarda yapay zekâ destekli bir yardımcı, binlerce geçmiş vakadan elde edilen bilgilere dayanarak klinik öneriler sunabilir.” diyen Fu, robotun aynı zamanda afet yardımı için acil kurtarma araçlarına yerleştirilebilecek kadar küçük olduğunu da belirtti.
Fu, ulusal düzeydeki politika desteğinin de etkisiyle geleceğe güvenle bakıyor. Geçtiğimiz kasım ayında Çin Ulusal Sağlık Komisyonu, diğer dört hükümet kuruluşuyla birlikte, sağlık sektörüne yapay zekânın derinlemesine entegre edilmesini; yüksek kaliteli kalkınmanın desteklenmesini ve halkın artan sağlık hizmeti talebinin daha iyi karşılanmasını öngören bir kılavuz yayımladı.
Bu politika desteği şimdiden somut fırsatlara dönüşüyor. Fu, yurt dışındaki ortaklarla aktif şekilde iletişim kuruyor ve bu girişimleri karşılık buluyor. Tayland’ın en büyük kamu hastanesi olan Siriraj Hastanesi, iş birliği yapma niyetini doğruladı ve resmi anlaşmanın bu eylül ayında imzalanması bekleniyor.
Singapur, Malezya, Japonya, İtalya ve ABD’den hastane ve sektör temsilcileri, ekipmanı daha iyi anlamak amacıyla Çin’e ziyaretler gerçekleştirdi. Fu, şirketin sertifikasyon çalışmaları yürüttüğünü ve sistemi farklı ülkelerin düzenleyici gerekliliklerine ve ilaç hazırlama iş akışlarına uyarladığını söyledi.
Fu’ya göre küresel ilgi, evrensel bir gerçeği yansıtıyor:
“Sağlık sistemleri ülkeden ülkeye farklılık gösterir ancak insanları güvende ve sağlıklı tutma arzusu dünyanın her yerinde aynıdır.”
Fu sözlerini şöyle tamamladı:
“Her atılımın bir roket fırlatması olması gerekmez. En önemli gelişmelerden bazıları yalnızca bir hastanın serumunu biraz daha güvenli, bir eczacının işini ise biraz daha kolay hâle getirir. Bana göre teknolojinin gerçek amacı budur.”
https://english.news.cn/20260801/8a94cd8ceb03415fbaf7af47f4e8ab0f/c.html
