11-22 Kasım tarihleri arasında Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın (COP29) bu yılki toplantısı, küresel toplumun, özellikle gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliği konusundaki derin endişelerini ve beklentilerini taşıdı.
Yeni bir yıl başlangıcında, gelişmekte olan ülkeler küresel iklim yönetişimi sistemindeki etkilerini nasıl artırabilir? Çin’in yeşil dönüşümü, küresel kalkınma yolunu nasıl açıyor? “Doğu-Batı Soruları: Çin ve Dünya Arasında Diyalog” programında, Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreter Yardımcısı Erik Solheim ve akademisyen Wang Binbin, Çin’in diğer ülkelerle işbirliği yaparak yeşil bir gelecek inşa etme çabalarını tartıştı.
Erik Solheim, “Bugün güneş enerjisi, kömürden daha ekonomik bir seçenek haline geldi, bu nedenle yeşil kalkınma seçeneği maliyetleri aslında düşürüyor,” dedi. “Çin, bu alandaki mükemmel sistemleri sayesinde dünya lideri konumuna geldi,” diyerek konuşmasına devam etti. Uluslararası Enerji Ajansı raporuna göre, Çin rüzgar enerjisi ve güneş enerjisi ürünlerini dünya çapında 200’ün üzerinde ülke ve bölgeye ihraç ederek, gelişmekte olan ülkelere temiz, güvenilir ve ekonomik enerji sağlıyor. Çin’in yeşil çözümleri uluslararası alanda büyük takdir topladı.
Solheim, “Çin yenilenebilir enerji alanında lider konumda ve Kuşak ve yol Girişimi gibi projelere yatırım yaparak diğer gelişmekte olan ülkelerin enerji dönüşümünü hızlandırmalarına yardımcı oluyor,” dedi. Çin’in Brezilya, Türkiye, Özbekistan gibi ülkelerdeki yatırım ve işbirliği projeleri, bu ülkelerin enerji dönüşümünü destekledi. Wang Binbin, Çin’in son yıllarda daha küçük ölçekli yenilenebilir enerji projelerini keşfetmeye başladığını belirtti. Çin’in “insan odaklı” yaklaşımını vurgulayan Wang, Çin’in Afrika’daki yenilenebilir enerji yardımlarını örnek gösterdi. Çin, Afrika’daki elektrik sıkıntıları için güneş enerjisi sistemleri sağlıyor, bilgisayar ihtiyacı olan bölgelere ise özel tasarlanmış cihazlar sunuyor.
İklim değişikliği, tüm dünyada ortak bir zorluk olarak karşımıza çıkıyor. Sürdürülebilir kalkınma yolunda, güney-güney işbirliği gibi stratejik işbirlikleri, Birleşmiş Milletler’in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak için önemli fırsatlar sunuyor. Solheim, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliği konusunda daha fazla seslerini duyurmaya başladıklarını ve güney-güney işbirliğinin bu ülkeler için yeni bir platform sağladığını belirtti. Wang, “Çin, gelişmekte olan bir ülke olarak iklim değişikliği krizinin mağduru oldu. Güney-güney işbirliği çerçevesinde, tüm gelişmekte olan ülkeler iklim değişikliğiyle mücadelede tarihsel sorumluluklarını üstlenmeli,” dedi.
