Mogao Mağaraları’nı ziyaret edenler, zarif duvar resimleri ve ince işçilikli heykellerin önünde çoğu zaman hayranlık içinde kalıyor; yüzyıllar boyunca oluşmuş Budist sanatı ve tarihinin etkisine kapılıyor.
Ancak ziyaretçilerin çok azı arkalarındaki sıradan görünen gri mağara kapılarına dönüp bakıyor. Oysa bu sade metal paneller hiç de sıradan değil. Bunlar, mağaraların sessiz bekçileri olarak görev yapıyor; karbondioksit seviyesi fazla yükseldiğinde otomatik olarak açılarak içeri temiz hava girmesini sağlıyor ve böylece antik pigmentler zarar görmeden önce ortam havalandırılıyor.
Bu akıllı kapılar, dünyaca ünlü Mogao Mağaraları’nın değişen iklim koşullarına uyum sağlamak için teknolojiden nasıl yararlandığının en somut örneklerinden biri.
Çin’in kuzeybatısındaki Gansu eyaletine bağlı Dunhuang kentinde, Gobi Çölü’nün derinliklerindeki kayalıklara oyulan Mogao Mağaraları’nın geçmişi milattan sonra 366 yılına kadar uzanıyor. Günümüze ulaşan 735 mağaradan 492’si duvar resimleri ve boyalı heykellerle süslenmiş durumda. UNESCO, burayı dünyanın en büyük, en iyi korunmuş ve en uzun süre hizmet veren Budist sanat hazinesi olarak kabul ediyor.
Kurak iklim koşulları, Mogao Mağaraları’nın binlerce yıl boyunca korunmasında temel rol oynadı. Ancak meteorolojik veriler, bölgenin giderek daha sıcak ve daha nemli hale geldiğini gösteriyor.
Meteorolojik verilere göre, 2000 yılından bu yana Çin’in kuzeybatısındaki yağış artış hızı, 1961-2000 döneminde kaydedilen artışın sekiz katına ulaştı.
Dunhuang Akademisi Başkanı Guo Qinglin, son yıllarda yaz aylarında yaşanan sağanak yağışların mağara girişlerini su altında bıraktığını ve içerideki nem oranını hızla yükselttiğini hatırlattı.
“Eşik değer yüzde 62’dir” diyen Guo, “Bu seviyenin üzerine çıkıldığında sıva katmanlarındaki tuzlar çözünmeye başlıyor ve kültürel miras eserleri içeriden bozulmaya uğruyor” ifadelerini kullandı.
Dunhuang Akademisi Mağara İzleme Merkezi Müdürü Wang Xiaowei ise yağmur, kum fırtınası ya da güneşli hava fark etmeksizin kapıların hava koşullarına göre tepki verdiğini söyledi.
“Yağmur sırasında nemi dışarıda tutuyor, kum fırtınalarında tamamen kapanıyor, açık havalarda ise havalandırma için açılıyor. Böylece hava koşullarındaki her değişimde mağara içindeki ortam en uygun seviyede tutuluyor.”
Söz konusu akıllı kapılar, Mogao Mağaraları ile Batı Bin Buda Mağaraları’ndaki seçili mağaralara yerleştirildi.
Sistem, mağaraların içinde ve çevresinde bulunan 600’den fazla sensörden gelen gerçek zamanlı verilerle çalışıyor. İzleme merkezindeki büyük ekranlarda mağara sıcaklığı, nem oranı, karbondioksit seviyesi, ziyaretçi yoğunluğu ile yüzlerce kilometrelik çevredeki yağış ve kum fırtınaları anlık olarak görüntüleniyor.
Kırmızı-sarı-yeşil uyarı sistemi ise olası tehlikeleri işaret ediyor.
“Aşırı hava olayları yaşandığında bilet satışlarını durduruyor ve kapıları kapatarak nemin duvar resimlerine ulaşmasını engelliyoruz. Her kapatma işlemi resimlere biraz daha zaman kazandırıyor” diyen Wang, sistemin koruma açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Olası riskleri önceden görebilmek amacıyla Dunhuang Akademisi laboratuvarındaki araştırmacılar, eksi 30 dereceden artı 60 dereceye kadar sıcaklıkların yanı sıra rüzgâr, yağmur, kar ve güneş ışığı gibi farklı hava koşullarını simüle edebiliyor.
Guo, “Bu tesiste zaman hızlandırılabiliyor” diyerek laboratuvarda bir yıllık doğal döngünün yalnızca 40 ila 50 gün içinde yeniden oluşturulabildiğini belirtti.
Bunun sayesinde ekip, kültürel miras eserlerinin doğal ortamda zaman içinde nasıl yaşlanacağını önceden görebiliyor ve gerçek bir hasar meydana gelmeden önce koruma stratejileri geliştirebiliyor.
Bugün Mogao Mağaraları; kum fırtınaları, bölgesel sıcaklık artışı ve bu yaz görüldüğü gibi ani ve şiddetli yağışlar dahil birçok tehdide karşı kapsamlı bir koruma sistemiyle güvence altına alınmış durumda.
Uzun yıllar süren çalışmalar sonucunda geliştirilen bu yöntemler, mağara koruma çalışmalarında “Dunhuang Çözümü” olarak adlandırılan bir çerçeveye dönüştü. Bu yaklaşım, Mogao Mağaraları ve yine Gansu eyaletindeki Yulin Mağaraları da dahil olmak üzere Dunhuang Akademisi’nin sorumluluğundaki altı mağara alanında uygulanıyor.
Bu başarının üzerine inşa edilen yeni plan kapsamında, 200’den fazla mağaraya ev sahipliği yapan Gansu eyaleti, bölgedeki tüm mağaraları izleme platformuna entegre etmeyi ve her alanın kendine özgü koşullarına göre risk azaltma stratejileri geliştirmeyi hedefliyor.
Çin, Kazakistan ve Kırgızistan’ın ortak adaylığıyla hazırlanan “İpek Yolları: Chang’an-Tanrı Dağları Koridoru Güzergâh Ağı”, 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi.
“Dunhuang Çözümü” kapsamında elde edilen deneyimler artık antik İpek Yolu üzerindeki diğer tarihi alanlarla da paylaşılıyor.
Bu kapsamda kısa süre önce Dunhuang’da İpek Yolu Kültürel Mirasını Koruma Teknolojileri İleri Eğitim Programı başlatıldı. Program kapsamında Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan ve Tacikistan’dan gelen kursiyerler, Çinli meslektaşlarıyla birlikte eğitim görüyor.
Kırgızistanlı kursiyer Nazira Duishombekova, kültürel mirasın iklim değişikliği de dahil olmak üzere birçok yeni tehditle karşı karşıya olduğunu belirterek, bunun araştırma, koruma ve restorasyon alanlarında modern yöntemleri zorunlu kıldığını söyledi.
Duishombekova, “Bu eğitim, ortak sorunlarla mücadele etmek için birlikte çalışmamıza yardımcı olacak” dedi.
Dunhuang Akademisi Kültürel Miras Koruma Teknolojileri Hizmet Merkezi Başkan Yardımcısı Shui Biwen ise “Mağaralardaki tahribat dinamik ve devam eden bir süreçtir. Bozulmayı önlemek ve duvar resimlerinin genel güvenliğini sağlamak uzun vadeli görevimiz olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.
